Ekim 07, 2013

Stefan Zweig- Sahaf Mendel



 Size mendillerim, kitaplarım ve yine ballı çayımla merhaba diyorum. Hava değişimlerine alışamadım gitti. Sürekli hasta oluyorum ama umuyorum ki bütün bir kışı böyle geçirmem :(  Dün hastalığın da verdiği tembellikle kendimi odama kapadım ve sadece okudum, izledim. Ağrılar olmasa bir de kolay nefes alabilsem aslında harika bir gündü :) Kafam hiçbir şeyi almıyordu. Ben de dedim ki öykü okuyayım en güzeli o olur. Aslında hep ön yargılı yaklaştım öykülere çünkü tam beni sarmasını istediğim an biten, beni yarı yolda bırakan arkadaşlar gibi geliyordu bana. Bunu da Sait Faik ile yendim demem gerekiyor. GErçekten bayıla bayıla okudum Son Kuşlar'ı. Bunun postunu da ayrı olarak yazarım. Neyse düne gelirsem daha önce hiç okumadığım bir yazardan başladım. Stefan Zweig.  Aslnda beni kitabını almaya iten şey yine ve yine tasarımı oldu. Yordam Kitap o kadar tatlı bir tasarım uygulamış ki hemen almak istedim. Benim aldığım 'Sahaf Mendel- Kadın Ve Doğa- Bir Kadının Yirmi Dört Saati hikayelerini içeriyor. Üstelik çevirileri de edebiyatımızın ünlü kişileri yapmış. Benim bahsettiğim Hamdi Varoğlu tarafından çevrilmiş. Başka bir kitap Behçet Necatigil bir diğeri ise Salah Birsel kaleminden mesela.

 Ben öncelikle Sahaf Mendel'i bitirdim. Zweig, betimlemeri çok yoğun olarak kullanmış. Mendel'in tüm hareketleri böylelikle net olarak gözünüzde canlanıyor. Elini masadan kaldırıp alnını kaşımaya götürdüğü her saniyeyi sanki karşısında oturuyormuşsunuz gibi görüyorsunuz. Konusu da Mendel'in başına gelen bir olaydan ibaret. Çok sıkmadan 30-40 sayfada bitiyor hikaye.

 Zweig'in kendi hayatından izler de çokça görülüyor. Daima barışçıl bir politika izleyen ve yahudi olan Zweig kahramanlarına da aynı şekilde yön vermiş.


Altını çizdiklerim;

''Geçtiğimiz yollarda kalan son ayak izlerimiz, topuğumuzun yerden kalkmasıyla beraber rüzgarla süpürülüp gidecek olduktan sonra yaşamanın ne anlamı vardı?''

''Fakat yine biliyorum ki, kitaplar, insanları ölümden sonra da birleştiren ve bizi, unutmaya, hayatın bu en büyük düşmanına; unutmaya karşı koruyan biricik araçtır.''

                                                                                                             -Zeze

Ekim 04, 2013

Çoluk Çocuk - Patti Smith


''...yaşlıca bir çift önümüzde durup alenen bizi incelemeye başladı. Robert ilgi çekmekten hoşlanıyordu, heyecanla elimi sıktı. 'Hadi fotoğraflarını çek,' dedi kadın, hayretler içindeki kocasına. 'Sanatçılar galiba.' 'Hadi canım,' dedi adam, omuz silkerek. 'Çoluk çocuk bunlar.'''


 Yazıma bir itirafla başlamak istiyorum. Bu kitabı ilk raflarda görmeye başladığım sıralarda sadece bir kere elime alıp içime sinmediği için yerine koymuştum. Patti Smith ismi benim için bir anlam ifade etmiyordu. Bir de, yazarın kendi anılarını anlattığı kitaplardan hep uzak durmuşumdur. Ne büyük kayıp! Tam bir rezilim sevgili okurlarım. Bu tarz romanları artık daha çok okumalıyım. Çünkü okurken aldığınız keyif bambaşka oluyormuş. Bendeniz bunu henüz fark ettim.

  Yaşanılan şeyleri okumak hep daha çok keyif vermiştir bana evet ama bir yazarın kendi anılarını anlatmasına dediğim gibi hep ön yargılı yaklaşıyordum. Ta ki Çoluk Çocuk'la karşılaşana kadar. Patti ve Robert'ın hikayeleri.. Bir tesadüfle başlayan arkadaşlık, aşk nasıl ilerliyor bunu görüyorsunuz. İkisinin de en sonunda nasıl kendi hayatlarına yönelip de aynı zamanda hala tek düşündüklerinin birbirleri olduğunu anlıyorsunuz.

 Eğer gerçekten bu tarz romanlaı seviyor ya da denemek istiyorsanız Patti Smith tavsiye edilir.

Altını çizdiklerim;

'' Kahkahalar. Hayatta kalabilmek için önemli bir malzeme. Ve biz sık sık kahkaha atardık.''

''Şairler şiirleri bitirmez, onları terk ederler.''



Not: Şarkılarına da bir göz atın lütfen hepsi birbirinden güzel:)

                                                                                                             -Zeze

Ekim 01, 2013

Özlemle Geri Dönüş :)

 Son yazdığım tarih dört ağustos. Artık kendime söyleyecek söz bulamıyorum gerçekten. Baya baya tembel olmuşum ben. Değiştirmeden önce de son okuduğum kitap Peyami Safa Yalnızlık'tı. Ben onun üzerine 15 tane kitap okudum arkadaşlar. Lütfen bu kadar zamandır yazmayışımı mazur görün sanki hiç gitmemişim gibi devam edelim :) 

 Eveeet yeni bir hayat, yeni bir tema sloganım ile yoluma çıkıyorum yine. Geçen sene girdiğim üniversite sınavlarında Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya bölümünü kazanmıştım. İlk sene hazırlık okuduğum için bölümüme başlayamamış, bol bol olan vaktimle kitap okumuş ve blogumu açma kararı almıştım. Şimdi ise koskoca yaz tatilinden sonra kendi fakültemde derslerime başladım. Bir senedir tereddütlerim vardı acabalarım vardı. Ama artık kendi derslerimin güzelliğini gördükçe doğru yerde olduğumu iyice kabullenmiş durumdayım :) Gelelim bloguma. Derslerin ağırlaşmış olması elbette ki kitap okuma hızımı düşürdü. Yalnız, kitap okuma aşkım hala aynı. Son yazdığım tarihten beri birçok  kitap okudum mesela. Ama onların hepsini şu an tek tek anlatmaya çalışırsam yeni okuyacağım kitaplar arada kaynayıp gidecek. Bu nedenle çok etkisinde kaldıklarımı ara ara sizinle paylaşacağım. Şu an Patti Smith'in Çoluk Çocuk adlı kitabını okuyorum. Biter bitmez yorumların sizinle olacak. Buraya yazmanın zevki gerçekten çok çok başka. Özlemişim. Şimdilik sadece şimdilik kendinize iyi bakın diyorum ve bir de sona Patti Smith videosu ekliyorum şimdiden bir göz atın  :)




                                                                                                       -Zeze