Ana içeriğe atla

Okuduklarım #3 Uçurtma Avcısı- Khaled Hosseini


 'Senin için bin tane olsa yakalarım', cümlesi ile başlayıp, biten bir kitap. Yine okumakta geç kaldığım bir kitap. Emir ve Hasan birbirlerine kardeşten de öte bir sevgiyle bağlı iki çocuk. Onları ayrı kalmak zorunda bırakan ahlak kuralları, kıskançlık ve daha bir sürü neden..

 Hasan'ın en içten gelen o Emir ağa deyişi bana kendini nasıl sevdirdiyse, bu sevgiyi kullanabileceğini gören Emir, bir o kadar sınır çizdirtti kendine. Aslında her şey küçük bir çocuğun, babasına kendini sevdirme çabalarıyla başladı. Başta her şey bu kadar masumken, verilen değerlerin kıymetinin bilinememesinin getirdiği sonla olaylar başlıyor.

 Hani konuşurken kader deyip savuştururuz ya aklımızdan bazı şeyleri. Hani kısmet deriz. Bu roman tamamen kader işte. Her yaşanan olay aslında bir öncekini yaşamandan kaynaklı. Ne yaşattıysan onunla alakalı..


  Ben okurken büyük keyif aldım. Hala benim gibi okumakta gecikenler varsa sözüm onlara. Şimdi bırakın her şeyi. Çayınızı demleyin ve kendinizi Emir ile Hasan'ın hikayelerine bırakın.. Keyifli okumalar :)


Ona imreniyordum. Onun sırrı açığa çıkmıştı. Dile dökülmüştü. Üstesinden gelinmiş, icabına bakılmıştı. Ağzımı açtım, az kaldı ona her şeyi anlatıyordum..

Durdu. Bana döndü.'Burası hiç de korunaklı değil. Yiyecek yok, giysi yok,içecek su yok. Buradaki en bol şey , çocukluğunu yitirmiş çocuklar.

İşte o an, aklıma yine basmakalıp deyişlerden biri geldi: Odada bizimle birlikte soluk alıp veren, terleyen bir şey daha vardı: geçmiş.

''Şöyle dedi: ' Çok korkuyorum.' Neden, diye sordum. 'Öyle mutluyum ki, Doktor Resul. Böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.' Yine nedenini sordum, şöyle dedi: 'Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.' Hemen onu susturdum: 'Hişşt, hadi ama. Saçmalama.' '' 

Emir, toplumun onayladığı, meşru parça; miras aldığı bütün maddi ve manevi değerlerin, bedel ödememe ayrıcalığının varisi.

'Senin için bin tane olsa yakalarım.'


             -Zeze

Yorumlar

  1. okurken aglamaya baslayip, ara verip, tekrar elime aldigim kitapti.. gec kalmak diye birsey yok bence.. bazi kitaplar zamanini bekliyor... belli ki bu da sizin icin oyle olmus...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok etkiledi beni de gercekten.. Her seyiyle unutulmayacak bir kitapti. Dediginiz gibi belki de zamanini bekledi benim icin bu kitap. Yillar once okusam anlamayacaktim belki de bu kadar islemeyecekti..

      Sil

Yorum Gönder

Senin de bu konu hakkında bir yorumun var mı ? Haydi paylaş benimle :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Yıl Çekilişi

 Merhabalar! Bir önceki postumda bahsettiğim gibi bu yeni yıla merhaba çekilişidir. Kazanan kişiye ocak ayının ilk haftasında, içi sürprizlerle dolu bir kutunun ulaşacağı çekiliştir. :) Kutunun içinde ne olduğunu çok söylemek istemiyorum. Söylersem ne anlamı kalır ki dimi ama yeni yıl hediyesi bu! Sadece şöyle bir ipucu vereceğim. Bir hikaye kitabı, bir şiir kitabı ve bir de roman barındıracak bu kutu içinde. Hepsi benim okuyup beğendiğim, başkalarına da önerdiğim kitaplardan olacak :) Aslında kafamdaki kitapların çoğu instagram hesabımda  var bile sanırım ubss. Hepsi harika kitaplardır :) Kutunun gerisi kocaman sevgiyle, umutla konulmuş küçük küçük gönülden gelen hediyelerle dolacak. Çok severek hazırlayacağım bir hediye :) Katılım şartlarına gelirsek çok çok basit.  1. tozluraflardannotlar.blogspot.com adresimin takipçisi olmak 2. Eğer kullanıyorsanız instagram'da takipçim olmak (hesabım için  tık tık ) (Eğer instagram hesabınız varsa oradan da katılıp, resmi

Okuduklarım #1 Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler- Jan-Philipp Sendker

 Sonunda kitabımı bitirebildim. Ve işte buradayım :) Bu muhteşem kapak tasarımı sayesinde aldım kitabı. Bir arkadaşımın da dediği gibi o kadar estetik ki kapak tasarımı, her bulunduğun ortama uyabilecek kapasitesi var. Şaka bir yana gerçekten kahvenin yanında iyi giden bir kitap oldu. Çenem çok düşmeden hemen kitabın konusuna geçiyorum :)  Burma'da yaşayan iki gencin aşklarını anlatıyor bu hikaye. U Ba adlı yaşlı, eski kitaplari toparlamayi seven bir Burmalı'nın ağzından anlatılıyor.  Kahramanlarımız; Tin Win ve Mi Mi.  Biri görme yeteneğini kaybetmiş bir diğeri ise yürüme şansını hiç yakalayamamış iki çocuk. Çocuk dedim. Çocuklukta başlamış aşkları çünkü. Tin Win annesinin onu terk etmesinden birkaç sene sonra görme duyusunu yitiriyor. Mi Mi ise kendi ağırlığını taşıyamayan minik ayaklarla geliyor dünyaya. İki miniğin yolları manastırda kesişiyor. Ve hikayeleri başlıyor..  Tin Win Mi Mi'nin ayakları oluyor; Mi Mi Tin Win'in gözleri... Burma'yı birlikte

Kadının Adı Yok - Duygu Asena

ilk kez Duygu Asena okudum. Aslına bakarsanız ilk kez bu denli feminizmi savunan, bu denli kadın haklarından bahseden bir yazarı okudum. Dün öğlen başladığım kitabı akşamüzeri bitirmiştim. Yer yer neyden bahsedeceğini öğrenmek için okudum. Yer yer de gerçekten ne yapacak şimdi bu kadın dediğim için.