Ana içeriğe atla

Okuduklarım #2 İki Yeşil Susamuru- Buket Uzuner


 Yıllardır rafımda boşu boşuna durmuş bu kitap. Boşu boşuna zaman kaybedilmiş kavuşmak için..
  Lisede çok sevdiğim edebiyat öğretmenimin tavsiyesi ile almıştım bu kitabı. Sonra sınavlar, LYS sorunları da derken hiç vakit bulamadım kendime. Bulduysam da bunu tercih etmedim. Olsun geç olsun da güç olmasın demişler değil mi :)

 Daha ilk sayfasından alıp götürüyor bu kitap sizi. Evet belki karakterleri oturtmaya çalışırken, biraz bocalama yaşanabilir. Fakat her şey unutuluyor ilerleyen sayfalarda. Belki yazacaklarım size biraz yardımcı olabilir :)

 Nilsu; babasına aşık, annesinden beklediği sevgiyi alamamış, tam da en güzel çağında ailesi tarafından ihanete uğratılmış hisseden ana karakterimiz.
 Teoman; annesi Cahide Hanım'ın edebiyat aşkına karşılık veremeyen ablası Nilgün'den sonra dünyaya gelmiş  ve annesinin bütün umudu oluvermiş. Gelecekte ise iki yeşil su samurundan biri olmak için gelmiş..
 Selen; Başlarda Nilsu'nun deli gibi kıskandığı daha sonra ise kendine örnek aldığı tek insan. Nilsu'nun babasının sevgilisi.

 Daha çok bu üç karakter arasında dönüyor olaylar. Hikayenin belli kısımlarında dahil olan ara karakterlerin de ayrı bir önemi var. Hepsi Nilsu'nun hayatında başka bir psikolojiyi simgeliyor. Bu kişilerden en önemlisi de sanırım Mike; intiharı simgeleyen sembol..

 Beni bir kitapta kendine çeken en büyük unsur, sondur. Ve inanın bu kitabın sonundaki her bir cümlenin bitişine ben 'Nasıl yani ?!' sitemini ve sorusunu koydum. Gerçekle bu kadar iç içe olması beni çok ama çok etkiledi.

 İçinde geçen şairlerden alıntılar da beni çeken başka bir konu. Nilgün Marmara, Turgut Uyar gibi şairlerden dizeler de var. Diyorum ya, bu kadar yıldır beklettiğim için kendime ceza vermeliyim.

 Okurken gerçekten çok zevk aldım. Belki de bazı yerlerde, yaşananlarda kendimi buldum. Bizi bir kitaba bağlayan da bu değil mi zaten ? Bir cümle bile sanki kalbimiz söylemiş gibi gelse, hemen aşık olmuyor muyuz o kitaba ?

 İşte altını çizdiklerim :)

"Annesi,babası,çocuğu,sevgilisi,arkadaşı,kim olursa olsun,bir insan öbürüne ulaşmak için göze aldıklarıyla sevilir.Öbürüne ulaşmak yürek ister. Göze alabilmek ister. Bir insandan bir başkasına geçmek,emek ister,sevgi ister,yürek ister.Bunlar bile köprüleri kurmaya yetmez bazen.."

"Birinin iyi niyetini istismar etmek,o iyi niyetin başkalarına sunulmasını da yok eder." 

"Hangi kadın daha iyi tanır bir erkeği;kız kardeşi mi,sevgilisi mi,annesi mi? Bir erkeğin yaşamındaki bu üç önemli kadına sunacağı,üç farklı yüzü ve ruhu olabilir mi?" 

"Terk edilmek, ancak bağlanınca gerçekleşir." 

"Her kentin ,bir aşk çağrıştırdığını Nedim Gürsel mi söylüyordu?"  

                                                                                                                                                    -Zeze

Not: Alıntı çizdiklerim aslında daha fazla. Ama okuması için anneanneme verdim kitabımı. Eline aldığında 170 sayfayı okumuştu bile :) Ondan geri aldığımda ilk işim yazıma diğerlerini eklemek olacak :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Yıl Çekilişi

 Merhabalar! Bir önceki postumda bahsettiğim gibi bu yeni yıla merhaba çekilişidir. Kazanan kişiye ocak ayının ilk haftasında, içi sürprizlerle dolu bir kutunun ulaşacağı çekiliştir. :) Kutunun içinde ne olduğunu çok söylemek istemiyorum. Söylersem ne anlamı kalır ki dimi ama yeni yıl hediyesi bu! Sadece şöyle bir ipucu vereceğim. Bir hikaye kitabı, bir şiir kitabı ve bir de roman barındıracak bu kutu içinde. Hepsi benim okuyup beğendiğim, başkalarına da önerdiğim kitaplardan olacak :) Aslında kafamdaki kitapların çoğu instagram hesabımda  var bile sanırım ubss. Hepsi harika kitaplardır :) Kutunun gerisi kocaman sevgiyle, umutla konulmuş küçük küçük gönülden gelen hediyelerle dolacak. Çok severek hazırlayacağım bir hediye :) Katılım şartlarına gelirsek çok çok basit.  1. tozluraflardannotlar.blogspot.com adresimin takipçisi olmak 2. Eğer kullanıyorsanız instagram'da takipçim olmak (hesabım için  tık tık ) (Eğer instagram hesabınız varsa oradan da katılıp, resmi

Okuduklarım #1 Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler- Jan-Philipp Sendker

 Sonunda kitabımı bitirebildim. Ve işte buradayım :) Bu muhteşem kapak tasarımı sayesinde aldım kitabı. Bir arkadaşımın da dediği gibi o kadar estetik ki kapak tasarımı, her bulunduğun ortama uyabilecek kapasitesi var. Şaka bir yana gerçekten kahvenin yanında iyi giden bir kitap oldu. Çenem çok düşmeden hemen kitabın konusuna geçiyorum :)  Burma'da yaşayan iki gencin aşklarını anlatıyor bu hikaye. U Ba adlı yaşlı, eski kitaplari toparlamayi seven bir Burmalı'nın ağzından anlatılıyor.  Kahramanlarımız; Tin Win ve Mi Mi.  Biri görme yeteneğini kaybetmiş bir diğeri ise yürüme şansını hiç yakalayamamış iki çocuk. Çocuk dedim. Çocuklukta başlamış aşkları çünkü. Tin Win annesinin onu terk etmesinden birkaç sene sonra görme duyusunu yitiriyor. Mi Mi ise kendi ağırlığını taşıyamayan minik ayaklarla geliyor dünyaya. İki miniğin yolları manastırda kesişiyor. Ve hikayeleri başlıyor..  Tin Win Mi Mi'nin ayakları oluyor; Mi Mi Tin Win'in gözleri... Burma'yı birlikte

Kadının Adı Yok - Duygu Asena

ilk kez Duygu Asena okudum. Aslına bakarsanız ilk kez bu denli feminizmi savunan, bu denli kadın haklarından bahseden bir yazarı okudum. Dün öğlen başladığım kitabı akşamüzeri bitirmiştim. Yer yer neyden bahsedeceğini öğrenmek için okudum. Yer yer de gerçekten ne yapacak şimdi bu kadın dediğim için.