Ana içeriğe atla

Fethiye Çetin- Anneannem




Beni bir kitaba ilk yönelten şey kapak tasarımıdır. Ve bu konuda benim için üst sıralarda yer alan bir yayınevi de Metis Kitap’tır. Anneannem’de de beni kendine çeken ilk şey yine tasarım oldu. Bir mezar resmi ancak bu kadar şık olabilirdi diye düşünüyorum. Kapak incelememden sonra içerik araştırmasına giriştim. Kitabın türünün anlatı olduğunu görünce önce bir durdum. Ne yazık ki bir türlü aşamadığım konulardan biri de böyle farklı türlere karşı olan korkum. Neyse dedim bu sefer yapma bunu Zeze dedim ve tamamen kitabın konusunu araştırmaya yöneldim. Arka kapağından, yapılan yorumlardan anladığım kadarıyla Fethiye Çetin anneannesinin bilmediği geçmişini öğreniyor ve bunu içten bir şekilde bir kitaba dönüştürüyordu.

 Çok büyük heyecan ve umutla başladım. Benim için en değerli insanlardan biri anneannemdir. Beni tanıyan herkes bilir aşığımdır ona. Bu yüzden yazarın yerine kendimi koyarak okudum. Şu bakımdan kendimi koyarak; acaba benim anneannem böyle şeyler yaşamış olsaydı ben nasıl hisseder, insanlara nasıl anlatırdım ? Zira bu şekilde okumadan devam etseydim kabaran Türklüğümle kitabı bırakabilme ihtimalim vardı.
 Fethiye Çetin, anneannesinin 1915 yıllarında yaşanan Ermeni olaylarında geçen çocukluğunu, ailesinden koparıldıktan sonra besleme muamelesi gördüğü evde yaşadıklarını, sonrasında gerçek kimliğini insanlardan saklayışını kaleme döküyor. Kısa, net ve sıkmayan şekilde anlatıyor. Hatta ben Heranuş hakkında biraz daha bilgi bile isterdim.

  Yazar çocukluğunun geçtiği evi  gerçekten şahane betimlemelerle en içten şekilde anlatıyor. Özlemini son damlasına kadar size hissettiriyor. Gel gelelim yaşanan olayları anlatırken net ve kesin cümleler kuruyor. Bunu da tabi ki yazarı ilk ağızdan duyarak, en yakının böyle vahşet dolu olaylar yaşamasına bağlıyorum.
 Anlatı türünde ilk kez okudum. Nedense anlatı olmamasına karşın  Serenad tadında bir kitap beklemiştim. Yine de tek günde, severek okudum. Beni yaşanan bu olayları daha çok araştırmaya yöneltti diyebilirim. Eksikleri var evet ama değişiklik isterseniz okuyun derim.

ARKA KAPAK
"O günler gitsin, bir daha geri gelmesin..." 
Bu coğrafyada yaşayan herkesin şu ya da bu şekilde bildiği ama üzerinde konuşmamayı tercih ettiği saklı yaşamlar. Ermeni ve Hıristiyan iken Türk ve Müslüman olmuş binlerce çocuktan biri: 
Heranuş ya da diğer adıyla Seher. 
Torunu Avukat Fethiye Çetin anneannesi hakkındaki gerçeği yıllar sonra öğrendi. Anneannesinin akrabaları Gadaryanlara ise onun ölümünün ardından ulaşabildi. Konuşacak çok şey, sorulacak çok soru vardı. 
"Yaşamı boyunca akla hayale gelmeyecek zorluklara göğüs germiş, çocuklarının ve yakınlarının karşısına çıkan engellerle baş etmiş bu kadın, gerçek kimliği söz konusu olduğunda neden kendini bu kadar çaresiz hissediyordu? Neden ailesini ve kimliğini savunamıyor, isteklerinin arkasında duramıyordu? 
Anneannemin her acı hatırayı anlatıp bitirirken tekrarladığı cümlede gizli belki de bu soruların cevabı: O günler gitsin, bir daha geri gelmesin...



Sayfa Sayısı: 120
Baskı Yılı: 2014
Yayınevi: Metis Yayıncılık

                                                                        -Zeze


Yorumlar

  1. ah anneanneler ne değerlidirler var olma sebeplerimiz :) yaşadıkları dönemler itibariyle eminim birçok kişinin anneannesi çeşitli zorluklara gogus germek zorunda kalmıştır bu kitaptaki dönemin zorluklarına ise annannemin annesi tanık olmuş, gerçekten zor zamanlar bir daha yaşanmaması dileğiyle :)
    kitabı okumadım ama yazınızdan serenad'la ortak noktaları olduğu izlenimine kapıldım, yazarı ve kitabı merak ettim ileride okunacaklar listeme aldım , elinize sağlık :)
    ayrıca sizi kendi bloguma da beklerim henüz acemiyim hoş :)
    saygılar ve sevgilerle :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Senin de bu konu hakkında bir yorumun var mı ? Haydi paylaş benimle :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Okuduklarım #1 Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler- Jan-Philipp Sendker

Sonunda kitabımı bitirebildim. Ve işte buradayım :) Bu muhteşem kapak tasarımı sayesinde aldım kitabı. Bir arkadaşımın da dediği gibi o kadar estetik ki kapak tasarımı, her bulunduğun ortama uyabilecek kapasitesi var. Şaka bir yana gerçekten kahvenin yanında iyi giden bir kitap oldu. Çenem çok düşmeden hemen kitabın konusuna geçiyorum :)
 Burma'da yaşayan iki gencin aşklarını anlatıyor bu hikaye. U Ba adlı yaşlı, eski kitaplari toparlamayi seven bir Burmalı'nın ağzından anlatılıyor. Kahramanlarımız; Tin Win ve Mi Mi. Biri görme yeteneğini kaybetmiş bir diğeri ise yürüme şansını hiç yakalayamamış iki çocuk. Çocuk dedim. Çocuklukta başlamış aşkları çünkü. Tin Win annesinin onu terk etmesinden birkaç sene sonra görme duyusunu yitiriyor. Mi Mi ise kendi ağırlığını taşıyamayan minik ayaklarla geliyor dünyaya. İki miniğin yolları manastırda kesişiyor. Ve hikayeleri başlıyor..
 Tin Win Mi Mi'nin ayakları oluyor; Mi Mi Tin Win'in gözleri... Burma'yı birlikte baştan başa …

Kalp Şeklinde Kitap Ayracı Yapımı

Kitabın konusuna göre kitap aralığı kullanma gibi bir takıntım vardır benim. Çok küçükken başlamıştı bu ben de. Hala da devam eder. Yünlerden, yapıştırmalardan aklınıza gelebilecek her türlü malzemeyle şansımı bir feda denemişimdir. Çocukken başlamıştım koleksiyonuma da işte. Şimdi başka şeylere de rastladım internet ortamında ve deneyip sizinle paylaşmak istedim. :))

 Bu kalp şeklindeki aralıklar için gerekli olanlar ise sadece;

- istediğiniz boyutta, kare şeklinde kestiğiniz karton, kağıt (tamamen zevkinize kalmış),
- makas,
-cetvel.
 işte bu kadar :)

Kolay gelsin, iyi seyirler :))




                                                                                                                               -Zeze

Handan- Ayşe Kulin

Gerçekten zıtlıklarla dolu bir bünyem var. Bazen hiç okuyamıyorum. Gerek çok yorgun eve gelişimden gerekse hiç içimden gelmediğinden. Evet benim de içimden kitap okumak gelmeyebiliyor :(  Ama gelin görün vize haftalarımda onlarca kitap bitiriyorum. İnat değil mi çalışmayacağım