Ana içeriğe atla

Sırça Fanus- Sylvia Plath



''Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.''

 Geçen ay kitapyurdundan sipariş edip, uzun süre rafta beklettiğim Sırça Fanus sonunda okundu efendim. Bu kadar süredir rafta beklemesi bir yana yaklaşık bir haftadır da elimde süründü bu kitap. Kesinlikle sıkıcı değil kesinlikle uzun bir roman da değil ama bir şekilde vakit aldı bitirmem.

 Plath kendi iç dünyasını mükemmel bir şekilde yansıtıyor okuyucuya. Depresiflik, intihara düşkünlük ve kafa karışıklığı.. Esther ne yaşıyorsa siz de onu yaşıyorsunuz. Hikaye en başından bu şekilde başlamıyor tabii. Zeki ve çalışkan
Esther'in bursla New York'da bir dergide çalışmaya başlamasıyla hikayeye giriş yapılıyor. Sonrasında yaşadıkları, gördükleri ile kendisine dönmeye başlıyor. Tabii zaten kişilik olarak yine tek tük problemler yaşıyor Esther. En başında normal bir psikolojiye sahip biri değil yani. Sadece kendini fark ettiği serüveninde siz de ona eşlik ediyorsunuz.

 Daha önce Plath araştırması yapanlar, onu bilenler bu kitabı okuduktan sonra; kendisini mi yazmış ? sorusunu soruyorlar. Evet. İsimler, belki mekanlar değişmiş olsa da çoğunlukla Esther aslında Sylvia. Hayatı boyunca Esther için yazdıığı ne varsa Sylvia'da bulabilirsiniz yani. Ona yansıttığı duygularını, kendini dünyada hapsolmuş gibi hissettiğini en çok 'sırça fanus içindeki kelebek' betimlemesiyle izah eder sanırım.  Biraz daha ayrıntılı bilgi isterseniz sadece onunla ilgili onlarca makaleyi, kitabı hem internet üzerinde hem de kitapçılarda bulabilirsiniz. Kendime arşiv oluştutur oluşturmaz sizinle paylaşacağım ben de :)


 Onunla tanışmak için ilk kitap bu mu derseniz, henüz bu soruya cevap verecek kadar kitabını okumadım. Hatta bu ilkti benim için diyebilirim derim ^.^
 Ben mutlu ayrıldım kitabı bitirince. Aman bu neydi içimi baydı gibi cümlelere girmedim. Girilmesi imkansız zaten. Siz benim elimde bir hafta sürünmesine bakmayınız :)

                                                                                             
                                                        -Zeze



Arka Kapak

"Neşeli, hüzünlü, yalın, parlak ve doğal. En üstün niteliğiyse şaşırtıcı derecede dolaysız oluşu, tıpkı güpegündüz çekilmiş bir dizi fotoğraf gibi."
-Time-

Parlak bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood, 1950'lerde yayın dünyasında acımasız bir rekabetin sürdüğü New York'a büyük hayallerle gelir ve önemli bir moda dergisinde iş bulur. Kapıldığı beklentilerle karşısına çıkan fırsatların yoğunluğu, masumluğunu yitiren genç kızın zamanla kaldıramayacağı bir boyuta ulaşır ve Esther kendini tam bir karabasanın içinde bulur. Kimlik arayışı peşinde ürkütücü bir yola giren duyarlı ve hevesli bir genç kadının üniversite yılları, erkeklerle ilişkileri, yaşadığı çöküş, intihar girişimleri ve gördüğü psikolojik tedaviler mizahi bakış açısı unutulmadan son derece içtenlikle işlenmiş.

Sylvia Plath'ın kendi yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı ve ilk kez 1963 yılında, ölümünden bir ay önce, başka bir isim altında yayımlatmayı başarabildiği Sırça Fanus, o günün olduğu kadar bugünün insanının da metropol yaşamındaki yabancılaşmasını anlatan modern bir klasik haline gelmiştir. 20. Yüzyıl Amerikan edebiyatının melankolik prensesi Sylvia Plath'ın başyapıtının, ölümünün ve kitabın yayımlanışının 50. yılında, gözden geçirilmiş baskısını okurlarımıza sunuyoruz. 
(Tanıtım Bülteninden)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Okuduklarım #1 Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler- Jan-Philipp Sendker

Sonunda kitabımı bitirebildim. Ve işte buradayım :) Bu muhteşem kapak tasarımı sayesinde aldım kitabı. Bir arkadaşımın da dediği gibi o kadar estetik ki kapak tasarımı, her bulunduğun ortama uyabilecek kapasitesi var. Şaka bir yana gerçekten kahvenin yanında iyi giden bir kitap oldu. Çenem çok düşmeden hemen kitabın konusuna geçiyorum :)
 Burma'da yaşayan iki gencin aşklarını anlatıyor bu hikaye. U Ba adlı yaşlı, eski kitaplari toparlamayi seven bir Burmalı'nın ağzından anlatılıyor. Kahramanlarımız; Tin Win ve Mi Mi. Biri görme yeteneğini kaybetmiş bir diğeri ise yürüme şansını hiç yakalayamamış iki çocuk. Çocuk dedim. Çocuklukta başlamış aşkları çünkü. Tin Win annesinin onu terk etmesinden birkaç sene sonra görme duyusunu yitiriyor. Mi Mi ise kendi ağırlığını taşıyamayan minik ayaklarla geliyor dünyaya. İki miniğin yolları manastırda kesişiyor. Ve hikayeleri başlıyor..
 Tin Win Mi Mi'nin ayakları oluyor; Mi Mi Tin Win'in gözleri... Burma'yı birlikte baştan başa …

Kalp Şeklinde Kitap Ayracı Yapımı

Kitabın konusuna göre kitap aralığı kullanma gibi bir takıntım vardır benim. Çok küçükken başlamıştı bu ben de. Hala da devam eder. Yünlerden, yapıştırmalardan aklınıza gelebilecek her türlü malzemeyle şansımı bir feda denemişimdir. Çocukken başlamıştım koleksiyonuma da işte. Şimdi başka şeylere de rastladım internet ortamında ve deneyip sizinle paylaşmak istedim. :))

 Bu kalp şeklindeki aralıklar için gerekli olanlar ise sadece;

- istediğiniz boyutta, kare şeklinde kestiğiniz karton, kağıt (tamamen zevkinize kalmış),
- makas,
-cetvel.
 işte bu kadar :)

Kolay gelsin, iyi seyirler :))




                                                                                                                               -Zeze

Handan- Ayşe Kulin

Gerçekten zıtlıklarla dolu bir bünyem var. Bazen hiç okuyamıyorum. Gerek çok yorgun eve gelişimden gerekse hiç içimden gelmediğinden. Evet benim de içimden kitap okumak gelmeyebiliyor :(  Ama gelin görün vize haftalarımda onlarca kitap bitiriyorum. İnat değil mi çalışmayacağım